Öfkelendin Mi?



  Öfkelendin mi dur bir dakika. Sınanıyoruz çünkü en çok da öfkemizle sınanıyoruz. Hani derler ya "abi bir anda gözüm karardı" diye işte biz o göz kararmasıyla sınanıyoruz. Her yerde soru var aslında çünkü hayat bir ilizyon misali, tüm maddeler sanal bir görüntüden ibaret ve her şey aslında o hayat sınavının sorusunun bir parçası.

   Şimdi ne yapacaksın? Bak çok öfkelendin aklından ilk ve son ne geçecek?
Çok da dürüst bir sınav aslında kopya serbest ama doğru cevap nerede?
Yok yok her şey doğru gibi ama yanlış. Peki yanlış olduğunu nasıl mı anlıyoruz? Akıl ve vicdanımızın o hoş dansıyla. Saniyede milyonlarca yanlış cevabı eliyor ve doğru olanı buluyoruz. Aman bir kere de yanlışı bulmaya gör. O zaman vicdan öyle sert devreye giriyor ki. Keşke öğretmen gibi cetvelle vursa eline de birkaç dakika sonra geçse, Vicdan, kızgın şişi kalbe saplıyor.
   Yanlışı nasıl mı seçiyoruz? Tabi ki "isteklerimizle."
"Ben" in istediği her şey ile gidip en yanlış seçeneği bulabiliyoruz.
   Susmuyoruz.
Birileri o büyük "ben" e fena saldırmış. "Olmaz, yapamaz" diyip saldırıyoruz.
   Hatta öyle öfkeleniyoruz ki, o adil öğretmenimiz vicdanı bile ayakta uyutup sonra bir de oh! çekiyoruz.

Ah bir de öfke sonrası

   Dertler paylaştıkça azalır derler de hangi dertmiş bu paylaştıkça azalan?
E bir de "dilim başıma giydirir kilim" derler o az önceki sözü söyleyen atalarımız. Hem derdimizi anlatarak başımıza iş almayacağımızı varsayalım. Derdimizi başkalarına anlatarak o öfke nöbetini bir de kendi sesimizden dinlemiş olmuyor muyuz? Bir de anlattığımız kişi kötü bir yorum yaptı mı vay halimize! İçimize bir yara oluveriyor o dert. Sonrası stres, depresyon ve çeşitli hastalıklar.

   İyisi mi bu dert zincirine takılmadan öfkeyi bir an kontrol edip unutmaya çalışmak ve başka şeylere yönelmek. Sonra mantıklı bir şekilde çözümünü düşünmek.
Size bir sır verelim bazı şeylerin tek çözümü: Sabırdır.

   Birilerine anlatıp derdini öfkeni kinle sağlama almak niye?
   İçimi döktüm dedikleri yalan değil de ne?
   Sen mutlu ol diye tasdikleyen yüzleri görmek hoşuna mı gidiyor?
   Aklın yetmiyor mu derdini çözmeye?
   Peki ya vicdanın o nerede? o da mı susmuş?
   Hangi öfkenin arkasına saklanmış?
   Nerede o tertemiz doğan sen?
   Bırak artık şu kirli duyguları. Bul kendini.
   Kendinde kaybettiğin kendini bul.

   Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.
                                                    (Al-i İmran Suresi, 134. Ayet)

0 yorum :

Yorum Gönder